Bireysel Silahlanma
Ülkemizde bireysel silahlanma 2015 sonrası gayrı resmi bir şekilde teşvik edildi. Hatta seçilmişlerden dahi bu minvalde teşvik edici açıklamalar yapılmıştı. Bunun sebebini anlamış değilim. Silahlı devlet kurumları varken halkın silahlanması, Allah korusun, ülkemizi geri dönülmez kaoslara sürükleyebilir. Kafasına esen herhangi bir 10-15 kişilik silahlı grup ülkeleri iç savaşın eşiğine bile getirebilir. Karşıt görüşlü gruplara saldırabilir, onları tahrik edebilir. Malesef medeni toplum olmanın ötesinde zorba bir toplum inşa etmeye devam ediyoruz. İkna yöntemleri ile bir başka görüşle fikir teatisinde bulunmak varken, icbarla yani zorla yaklaşıyoruz. Unutmamalıyız ki “Medenilere galebe çalmak ikna iledir. Söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir.”
Siyasilere Silahlı Saldırı
Bazı zamanlarda bazı siyasilere, evine veya çevresine silahlı saldırı yapılabiliyor. Bu gerçek saldırı da olabiliyor, katletmek veya korkutmak maksatlı; sahte saldırı da olabiliyor, PR maksatlı. Bir önceki konuda da aktardığımız üzere fikrine güvenmeyenler bu şekilde karşı tarafı susturmaya sindirmeye çalışır. Nitekim Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da böylesi saldırının mağduru olmuş. Geçmiş olsun diyor, faillerinin Türk Polisinin elinden kaçamayacağını ve tez zamanda bulunmalarını temenni ediyoruz.
Aşı İçin Liderler Davet Edilmiş
Aşılanmaya başladık. Sn. Fahrettin Koca başta olmak üzere Sn. Cumhurbaşkanı, Sn. Meral Akşener, Sn. Devlet Bahçeli aşı olmuşlar. Sn. Kılıçdaroğlu sırasını beklemeyi tercih etmiş. AKP MYK’sı da aşı olmuş. Gerçi %99u 65 yaş üstü olsa da aralarında 23 yaşındaki gençler olup, onlar da aşılanmış. Keşke bu arkadaşlar sıralarını bekleselerdi. Amaç örnek olmaksa MYK içindeki öncelikli gruptakiler de halka öncü ve örnek olabilirdi. Ayrıca ifade etmeliyim ki, aşılanma meselesine korkuyorum. Zira uzun vadede yan etkileriyle alakalı bilgilendirmeler eksik. 2-3 yıl sonra başka bir yan etkisi olabilir mi açıklık getirilmesi gerek. Yoksa zorunlu olarak aşı olsam bile korkarak aşı olacağım.
Rektörün Makam Aracı
Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörlüğü Rektör Bey için bir makam arabası kiralama için çalışma başlatmış. Volvo marka bir dört çeker araca 6 ayda 73bin TL kira ücreti verilmiş. Şimdi de Skoda marka araç için sözleşme yapılmış. Özellikler sözleşmede tek tek sayılmış. İçeriye su sızdırmayacak ve toz almayacak diye madde eklenmiş. Rektör Bey astım mı acaba? Veya sürekli talaşlı, topraklı, tozlu veya biber gazlı bir ortamda mı çalışıyor? Veya araç içinde mi yaşamayı düşünüyor? Yahu sen en önce bir akademisyensin, bilim adamısın. İnsan ülke gündemine bilimsel bir buluş yerine makam arabasıyla gelmeye utanır. Hangi bilimsel çalışma için gerekli böylesi bir masraf? Bir üniversitenin rektörü için neden lüks bir araç gereklidir? Her neyse… Rektör vesilesiyle biraz amirlerden bahsedelim. Bu idari amirlerin herhangi bir memurdan ne farkı vardır ki özel araç tahsis ediliyor, özel odaları oluyor, özel lavaboları ve hatta duşları oluyor, özel yemekler geliyor. Tüm işi yapan personel memur, o yapılan işe konan ve kaymak yiyen amirdir. Bu düzenin değişmesi, tüm bu masraflı amir düzeninin yok olması gerekir. Devletimizin kanını bu masraflı amirler vampir gibi emmektedir. Namuslu amirler başımız üstünde… Şeffaflığın artması, denetimin had safhaya çıkması devletimizin milletimizin yararına olacaktır.
