Devlet Adamı Veya Kurşun Asker

Günümüz dünyasında görünüşte devletine hizmet eden iki farklı bürokrat tipi bulunmaktadır. Bazısı devlet adamı niteliğindedir, faydalı kişidir. Bazısı ise kurşun asker denilen niteliktedir, ve zararlı kişidir. Bu iki tipin karşılaştırılması lider ile yönetici tiplerinin karşılaştırılmasına benzemektedir.

Devlet adamı denilen tip, devleti oluşturan topluluk olan milleti önceleyen kişidir. İnsan haklarından taviz vermeyen, devletin kanadı altında yaşayan milletin ihtiyaçlarını önemli gören, devlet için milletin ferdlerini feda etmeyen, devletine hizmet ederken analitik düşünen ve geleceğe yatırım yapan kişidir. İyi günde de kötü günde de milletle beraber devletinin yanında olan devletin cefasına da sefasına da ortak kişilerdir. Dolayısıyla kıymeti yaşarken anlaşılamamış dava adamları olarak yaşama veda etme olasılıkları yüksektir. Sonra isimleri bir kütüphaneye, bir sokağa, bir mahalleye verilir, vefa gösterilmeye çalışılır.

Kurşun asker denilen tip ise devletin organizasyonunu önceleyen milleti geri plana atan bir kişidir. Bu tip kişiler kendini emir kulu gören, asla emrin niteliğini ve sonuçlarını sorgulamayan kapasitesiz kişilerdir. Devletin organizasyonu için milletin fertlerini feda edebilen kişilerdir. İyi günde de kötü günde de devletinin yanında olmazlar devletin nimetlerinin sefasını sürerler, cefasına asla ortak olmaz, herhangi karışıklıkta dış hatlardan kalkacak uçak biletleri hazırdır. Kendilerini ve çevresindekileri devletin organizasyonu için feda etmezler. Devletin devamlılığını düşünmezler. 5 senelik 10 senelik planlar dahi yapmazlar. Günlük politikalarla yetinirler. Günü kurtarma dertlerindedirler. Genel itibarıyla milleti devletine küstürebilen kişilerdir.

Tüm bunlardan hareketle akla şu soru gelebilmektedir; “Devletin organizasyonunu devam ettirme kaygısı iyi midir kötü müdür?”

Bu sorunun cevabı olarak devlet organizasyonunu devam ettirme kaygısı gütmek aslında kötü sonuçlar doğuran bir durumdur. İnsanoğlu bu kaygıya düştüğü andan itibaren yanlış şeyler yapmaya başlamaktadır. Fakat bu kaygı olmadan herkes yapması gereken vazifesini yaptığı zaman devlet organizasyonunun milleti ile iç içe bir şekilde devamı sağlanmaktadır. Bu vazifeler milletini rahat yaşatma vazifesidir. Şeyh Edebali’nin o meşhur kıymetli sözü tam bu konu için söylenmiş elmas niteliğinde bir sözdür. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Yorum bırakın